Bir kitap bazen yalnızca bir kitap değildir. Bazen bir çağrıdır. Bazen bir direniş.
Bazen de aynı anda konuşmaya cesaret eden birçok sesin buluştuğu bir meydan.

Çok Sesli Manifesto ilk yayımlandığında aslında tek bir sorunun etrafında toplandık: İnsan kendi manifestosunu yazabilir mi? Cevap, sayfalar ilerledikçe açıkça ortaya çıktı: Evet. Hem de her insan, kendi hakikatinin diliyle yazabilir.

Bu kitap, işte o cesaretin devamıdır. Çok Sesli Manifesto 2, yalnızca bir devam kitabı değil;
aynı zamanda büyüyen bir aklın, çoğalan bir iradenin ve birbirine değen kalemlerin yeni buluşmasıdır.

Her yazar bu sayfalara kendi manifestosunu bırakırken aslında yalnızca kendini anlatmıyor.
Aynı zamanda yaşadığı çağın, gördüğü dünyanın ve inandığı geleceğin izlerini de bırakıyor.

Manifestolar bazen yüksek sesle yazılır. Bazen fısıltıyla. Bazen hüzünle. Bazen umutla.

Ama hepsinin ortak bir yanı vardır: Susmamayı seçerler.

Bu kitapta da birbirinden farklı sesler, düşünceler ve bakışlar var.
Fakat bu çeşitlilik bir dağınıklık değil; tam tersine bir zenginlik.
Çünkü insanlık tarihi bize şunu gösterir: Gerçek değişim çoğu zaman tek bir sesle değil, birçok sesin birlikte yükselmesiyle başlar.

Bu sayfaları okurken belki kendinize ait bir cümle bulacaksınız. Belki sizi sarsan bir düşünceyle karşılaşacaksınız. Belki de içinizde uzun zamandır yazılmayı bekleyen o cümle uyanacak.

Eğer bu kitap, okuyan birinin içinde kendi manifestosunu yazma cesaretini uyandırabiliyorsa, amacına ulaşmış demektir. Çünkü her insanın içinde yazılmayı bekleyen bir manifesto vardır.

Ve bazı kitaplar yalnızca okunmaz; insanı kendi sesini bulmaya çağırır.

Kitabı Satın Almak İçin Tıklayınız

Categories:

Henüz Yorum Bulunmuyor

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir