
Hikâyeni kimse senin gibi anlatamaz.
Her gün yaşadıkların, sustukların, hayal ettiklerin…
Belki yazmak için bir zaman arıyordun, belki de bir neden.
İşte o neden burası olabilir.
“Kendin Ol Yaz”, kendi hikâyesini yazmak isteyen kadınlar için bir çağrıdır.
Ne akademik bir dil, ne edebi kaygılar…
Sadece senin sesin, senin kelimelerin, senin bakışın.
Hayatına bir cümlelik yer aç, sonra bir paragraf, sonra bir sayfa…
İçindeki yazar belki de o ilk cümleyi bekliyor.
İster çocukluğundan bir anı,
İster bir şehirle kurduğun bağ,
İster yıllarca içinde tuttuğun bir söz olsun…
Yeter ki yaz. Çünkü yazdıkça var olursun.
Katılmak için hikâyeni bizimle paylaş:
Neden Yazmalıyız?
Yazmak bir terapidir; günümüzde yazma terapisi, müzik terapisi ve sanat terapisi gibi yaygın kullanılan yöntemlerden biri olmaya başladı. Bilim insanları uzun süren çalışmalar sonucunda kalemimizden beyaz sayfaya özgürce dökülen her kelimenin kişi üzerinde terapi etkisi yaptığını, acılarının dindiğini ve bağışıklık sisteminde olumlu etkileri olduğunu gözlemledi.
Sinir, hazmedememe, üzüntü, stres gibi olumsuz duygular içinizi kasıp kavurduğu ve dayanılmaz hale geldiğini hissettiğiniz anda kaleme sarılmalısınız. Yazma terapisi uygulaması basit ama etkili bir yöntem olduğu gibi iç veya dış dinamiklerin sebep olduğu çatışmaları bilinçaltından bilinç seviyesine çıkarır. Bu sayede birey korkularını, söylemek istediklerini, üzüntülerini, başkasıyla paylaşamadığı konu ve olayları dışa açma yolu bulmuş olur.
İnsanın acıları ve gizli duyguları hakkında yazması bağışıklık sistemini güçlendirir mi?
Psikoloji profesörü James Pennebaker 1986’da olağanüstü bir şey keşfetmiş ve bu ileri yıllarda yüzlerce araştırmaya esin kaynağı olmuştu. Öğrencilerinden, yaşadıkları en üzücü olay veya en zor dönemleri hakkında 15 dakika boyunca yazmalarını istemişti.
Daha önce kimseyle paylaşmadıkları, en gizli kalmış düşüncelerini yazıya dökebileceklerdi. Pennebaker bu çalışmayı dört gün boyunca tekrarlamış, yaklaşık her 20 öğrenciden birinin ağlamasına tanık olmuş, ama yazmaya devam etmek isteyip istemediklerini sorduğunda hep devam etmek istediklerini görmüştü. Bu arada başka bir gruptan da bir ağaç veya oda tanıtımı gibi nötr bir konuda tasvir yazdırılıyordu.
Pennebaker daha sonra altı ay boyunca öğrencilerin doktora ne kadar sık gittiklerini takip etti. Sonuçları gördüğünde büyük bir şey keşfettiği duygusuna kapılmıştı. Zira gizli duygularını anlatan öğrenciler sonraki aylarda doktora çok daha az gitmişti.
Kansas’ta yapılan küçük çaplı bir araştırmada meme kanseri olan kadınların, duygularını ifade eden yazılar yazdıktan sonra hastalıklarıyla ilgili daha az sorunla karşılaştığı ve doktor ziyaret sayısını azalttığı görüldü.
Araştırmanın amacı uzun dönemli kanser teşhisine bakmak olmadığı gibi, araştırmayı yapanlar kanserin yazma eyleminden etkileneceğini de iddia etmiyor. Fakat hastalıkları hakkındaki duygularını yazan kadınların, kanserle ilgili bilimsel gerçekler konusunda yazan kontrol grubundaki kadınlara kıyasla kısa vadede kendilerini daha sağlıklı hissettiği görülüyor.
Bu araştırmaların tümünün sonuçlarını değerlendiren Joanne Fratarolli, yazmanın genel bir etkisinden söz edilebileceğini, ama bunun sınırlı olduğunu söylüyor. Fakat yazmanın yaraların iyileşmesini hızlandırıcı bir etki gösterdiği konusunda daha fazla veri bulunuyor.
O Zaman Ne İçin Yazıyoruz;
ruhsal sağlığımızı korumak için,
hayatı anlamak için,
hayatla yüzleşmek için,
bugünü geleceğe miras bırakmak için,
kendimizi sevmek için,
güçlenmek için,
mutlu olmak için,
ve en önemlisi; sadece kendimiz olmak için yazıyoruz!
ASONANS DERGİ sitesinden daha fazla şey keşfedin
Subscribe to get the latest posts sent to your email.
Henüz Yorum Bulunmuyor